Atatürk’ün ölümünden sonra gündeme gelen “anıtmezar” olgusunun, Başbakanlık müsteşarının başkanlığında 6 Aralık 1938 de gerçekleştirilen toplantıyla hayata geçirilmesi için ilk adım atılmış oldu. Anıtmezarın yapılması için belirlenen yerlerin arasından Rasattepe’nin seçilmesiyle birlikte çalışmalar 16 Aralıkta Prof. Hermann Jansen, Prof. Prof. Prof. Rudolph Belling ile başlatıldı.Öncelikle sadece Avrupa’nın tanınmış mimarlarının katılacağı bir yarışma düşünülmüş ancak gelen tepkiler sonucunda des Architectes) tüzüğüne uygun olarak 1 Mart 1941 tarihinde yarışma serbest olarak açılmıştır.
“Atatürk’ün adı ve kişiliği altında Türk ulusunu sembolize etmesi” yarışmanın ana ilkelerinden biriydi. Yarışmaya katılan 49 proje arasından 3 adet proje birincilik ödülüne layık görüldü ve beş proje satın alındı. Birinciliğe layık görülen projeler; Johannes Krueger, Arnoldo Foschini ve Arda tarafından hazırlanmıştı.Bu üç proje arasından uygulanacak olan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti” tarafından seçildi. - Orhan Arda tarafından hazırlanan projenin seçilişinin resmi tebliği 9 Haziran 1942 de yayınlandı.
Projenin yapımı 3 aşamalı olarak 10 yılda gerçekleşti. Projenin yarışmaya sokulan hali gelen eleştiriler doğrultusunda 2 kere değişime uğramış ve bugünkü halini almıştır. 670 bin metrekarelik alanı kaplayan bir park içinde 22 bin metrekarelik inşaat üzerine oturan büyük bir komplekstir. Antik Mauseleon’a referans veren projeyi diğer projelerden ayıran en önemli nokta, Rasattepe’nin yassı platosu üzerinden topografyayı tamamlayan yatay bir siluet vermesi ve kompleksin kent ile kurması amaçlanan görsel bağlara öncelik tanımasıdır. Tasarım, birbirini kesen 2 dik eksene sahiptir. Eksenin güneydoğu ucunda 29,5 metre yüksekliğindeki bayrak direği Çankaya’yı işaret eder ancak eksene yüklenen bu anlam zamanla kaybolmuştur. Kuzeydoğu/güneybatı ekseni, simetrik bir kompozisyonla mozoleyi (ve daha sonra yapılan İsmet İnönü mezarını) belirler ve Ankara Kalesi’ne yönelir.
Anıtkabir’in çevreden ayrılma duygusu; kentten gelişte ulaşılan meydanda, kendisin ilişkin öğe olmaması ve her şeyin 28 basamakla çıkılan 4 metre yükseklikteki alanda başlaması ile verilir.
Giriş binaları olan İstiklal ve Hürriyet Kulelerinin devamında ortaya çıkan yol boyunca dizili 12 çift aslan figürü, Anadolu Mitolojisine göndermeler yaparak doğal boylarıyla anıta insani bir boyut getirir.
Anıtkabir’in sahip olduğu 84 m x 129 m boyutlarındaki tören meydanı yönetim ve müze yapılarıyla çevrili olduğu halde büyüklüğü sebebi ile avlu etkisini yitirmiştir.Avluda yer alan 33,5 m yüksekliğindeki bayrak direği ABD’ de yaşayan bir T.C. vatandaşının hediyesidir. Meydanın köşelerinde bulunan kule yapıları birer salondan oluşmaktadır.
Anıtkabir’in kalbi olan Mozole 6,3 m yüksekliktedir ve 42 basamaklı bir merdivenle ulaşılan bir plato üzerindedir. “...Anadolu’nun binlerce yıllık geçmişinden ve dünya klasiklerinin ortak kaynaklarından” beslenen kavramların bir “archetipe” dir.* 42m x 57 m boyutlarındaki dikdörtgen planlı yapının ana mekanı 18m x 29m x 17m boyutlarındaki Şeref Holü’dür. 9m x 7m boyutlarındaki niş içinde bulunan, basık bir tonozla örtülü ve tüm cephesi beyaz bir pencere şeklinde açılan Atatürk’ün blok mermerden yapılmış ve bezemesiz sembolik lahdi, holün simetri ekseni üzerinde bulunur. Lahit bölümü, Şeref Holünden profilli bir çerçeve ile ayrılmıştır.
Sekizgen planlı ve lahidin altında bulunan Mozole, sekiz dilimli bir tonozla örtülüdür. Mezar kıbleye dönük olarak ortadaki toprakla dolu sekizgen alana yerleştirilmiştir.
Kaynaklar:
Batur, A., (1997) Anıtkabir, Prof. ve Türk Mimarlığı İçindeki Yerleri: Anıtkabir.Üslup-Ötesi ve Zaman-Dışı bir tasarım veya Büyük Ölümün Patetik Yontusu, Tasarım, 75
Batur, A., Akyıl, A.,Can, C.,(2009), M. Yapıları Rehberi, İstanbul: TMMOB Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi.