Sultan II.Mahmud'a ait nişan taşı, Keçecipîri Mahallesi.
1247 (Milâdî 1831/1832)
|
Keçecipîri Mahallesi’nde, Ufuk Sokağı üzerinde,bir eve adeta bitişik olarak bulunan, Sultan II.Mahmud’a ait nişan taşının celî ta’likle yazılmış kitâbesi:
Kemâlât-ı cihânın merkezi Sultan Mahmûd Hân Kalemde, seyfde, her türlü fende şâh-ı bîhemtâ Ayak açdı yeniden vâdi-i himmetde şâhâne Buyurdu bil ki mülk-i devleti tecdîd sertâpâ Ok atdı menzile binikiyüzonbeş buçuk hatve Resâ olmuş değildi kimseler bu merkeze asla Elinde hâkî yayı vâr idi kavs-i kuzâh mânend Hevâ gündoğrusuydu atdığı ok berk idi güyâ Erişsin menzil-i maksûda yârab atdığı her ok Nişangâh-ı hadeng-i hükmü olsun serteser dünyâ Lisânım gerçi kaasır söyledim Pertev iki târîh : Sütûn üzre yazılsa gösterir her mısra’ın bâlâ Bu yerden atdı ok sultân-ı kevn eslâfı hep geçdi 1247 Hüner meydânına şâh-ı cihân taş dikdi zîb-efzâ (1) 1247 (Milâdî 1831/1832)
Kemâlât-ı cihânın merkezi: Dünyadaki bilgi ve erdemleri kendinde toplamış. Seyf: Kılıç. Fen: Bilim ve teknik. Şâh-ı bîhemtâ: Benzersiz hükümdar. Vâdi-i himmet: Emek ve çalışma alanı. Tecdîd sertâpâ: Baştan ayağa yenileme. Hatve: Adım. Resâ olmuş: Ulaşmış. Hâkî: Toprak rengi, (Burada) bir yay türü. Kavs-i kuzâh mânend: Gökkuşağı benzeri. Berk: Şimşek. Menzil-i maksûd: Amaçlanan yer, ulaşılmak istenen hedef. Nişangâh-ı hadeng-i hükm: Hükümdarlık okunun nişan yeri. Serteser: Baştan başa, tamamıyle. Kaasır: Kısa, kısır. Bâlâ: Yüksek. Sultân-ı kevn: Dünya padişahı. Eslâf: Öncekiler, o işte veya o meslekte birinden önce bulunmuş kimseler. Zîb-efzâ: Süsü çoğaltan, süsleyen, güzelleştiren.
Sultan II. Mahmud (1808-1839), okçuluk tarihimizin en büyük kemankeşlerinden biridir. Okçulukla ilgilenmeye başladığı 1817 yılından başlayarak menzil atışları yanında ok koşuları da düzenletmiş, bunlara kendi de katılmış ve çoğu kez birinci gelmiştir.
Sultan II. Mahmud yeni bir menzil açmak isteyince, fıskıyeli havuz biçiminde özgün bir ayak taşı diktirmiş (bu taş bir süre önce tahrip edilip parçaları sağa sola atılmıştır); gündoğusu havasıyla 1215,5 gezlik bir atış yapmış ve burada görülen taşı diktirmiştir. Padişahın bir meydan günü, kendi yerinden 10 gez aşırı atıp taşını sürdüğü bilinir. Dörtköşe gövdeli taşın tepesi barok üslûpta ve olağanüstü güzel bir mermer işçiliğiyle yapılmıştır, meşale ve ok kuburlarıyla süslüdür. Hemen altında özenle işlenmiş bir tuğra bulunmaktadır. 19. yüzyıl sonlarında basılmış eski kartpostaldaki taşın bugünkü durumu, renkli fotoğrafta görülmektedir.
Şinasi Acar |