Sultan II.Mahmud'a ait nişan taşı, Şahin Çıkmazı Sokağı.
1251 (Milâdî 1835)
|
Keçecipîri Mahallesi Şahin Çıkmazı Sokağı üzerindeki 7 no.lu (Aziz Amca denilen zâta ait) evin bahçesinde bulunan, Sultan II.Mahmud’a ait nişan taşının celî ta’likle yazılmış kitâbesi:
Kahramân ………… hazret-i Mahmûd Hân Kıldı adliyle cihânı mazhar-ı emn ü refâh Saltanât-ı sâyedârın bir pehlivânı kim o şeh Zîver-i ikbâline karşı durmaz yüzbin sipâh Pîr-i kahr-ı destine a’dâyı âmâc itdiğün Görücek Behrâm havfından eder gûri penâh Ol şehinşâhın gören şehnâme-i evsâfını Etmez elbet Rüstem’in sitânına atf-ı nigâh Kabza-i teshîre alsa n’ola dünyâyı o şeh Koydu hep şast-ı nizâma devleti bî-iştibâh Reşk edince tali’ine burc-ı kavs içre güneş Menzil-i tîrin görüp sehm-üs se’âde kıldı âh Olduğuyçün mâh-ı burc-ı şevket ol şâh-ı cihân Menzil için tîrine yıldız hevâsı açdı râh Bak Hasan Ayakyerinde destine alup kemân Pek güzel tîr atdı o şâh-ı kerâmet iktinâh Tîr-i şehinşâha yedibuçuk gez edüp sebkati Pehlivan Mîr Ali’nin menzilin kıldı tebâh Hürmetine kabzadâr kaab-ı kavseynin müdâm Tîr-i ikbâlin hevâdâr-ı zafer kılsun İlah Tam ü cevher iki mısra’dan gelünce nev hesâb Zîver-i evc-i târîhe beyt-i nazm oldu cilvegâh : Kuvvet ü şevketile âlup kemânın kabzaya Atdı tîrin binikiyüzyirmibir gez pâdişâh 1251 (Milâdî 1835) "El-fakîr Yesârîzâde Mustafa İzzet gufira lehumâ”
Mazhar-ı emn ü refâh: Bolluk ve güvenliğe erişme. Saltanat-ı sâyedâr: (Gölge yapan) Koruyucu, koruyan. Zîver-i ikbâl: En yüksek makamın süsü. Pîr-i kahr-ı destine: Elinin acımasızlığına. A’dâ: Düşmanlar. Görücek Behrâm havfından eder gûri penâh: Behrâm görecek olsa korkusundan mezara sığınır (Behram Gûr, okla yaptığı avcılık ve nişancılığıyla ünlü bir hükümdardır). Şehnâme-i evsâf: Padişahın niteliklerini anlatan manzum ve edebî eser. Rüstem: Firdevsî’nin Şehnâme adlı eserinde adı geçen ve olağanüstü gücü olan İranlı kahraman. Sitân: Yer, ülke. Atf-nigâh : Göz atma, bakma. Teshîr: Kendine bağlama, tutsak etme. Şast: Yayın çekildiği kısım veya yayı çekmek için başparmağa takılan yüzük. Bî-iştibâh: Hatâsız, yanılgısız. Reşk etmek: Kıskanmak, gıpta etmek, imrenmek. Sehm-üs se’âde: Mutluluk payı. Mâh-ı burc-ı şevket: En yüksek (parlak) ay. Hasan ayak yeri: Hasan Taşı Menzili (yada Topyeri Menzili). İktinâh: Künhüne vâkıf olma, özüne ulaşma, gerçeğine varma. Sebkat: Öne geçme. Tebâh: Yıkılma, bozulma, harap olma. Kaab-ı kavseyn: İki yay boyu. Müdâm: Devam eden, sürekli. Hevâdâr-ı zafer: Kazanmaya arzulu. Zîver-i evc-i târîh: Tarih düşürmedeki ustalığın en üst noktasının süsü. Cilvegâh: Görünme ve gözükme yeri.
Sultan II.Mahmud’un (1808-1839) rekor kırıp taş diktirdiği 7 menzilden dördünde mesafeler 1200 gezin üstündedir. Üstelik bu 7 menzilden beşinde padişahın kendi taşını bir veya birkaç kez sürdüğünü görüyoruz. Kendi kendini aşmak, ancak büyük kemankeşlerde rastlanan bir başarıdır. Bu rakam ve sonuçlar, padişahın okçuluk sporunu ne denli ciddiye aldığını ve olağanüstü başarımını göstermektedir.
Yıldız havasıyla atılan Topyeri (Hasan Taşı) Menzili’nde, 1835 yılında, 7,5 gez aşırı atıp 1221 geze taş diktirmiş; 1836’da aynı yerde 7 gez daha aşırı atarak taşını 1228 geze sürmüştür. Ancak menzil taşı ilk atış için dikilmiştir.
Şinasi Acar |