TATAVLA' DAN KURTULUŞ' A
Sosyal Yaşam
TATAVLA KARNAVALI
Tatavla’da her yıl "büyük perhiz"den önce geleneksel karnavaL eğlenceleri düzenlenirdi. Karnaval eğlencelerine Galata ve Pera’da da rastlanmakla bİrlikte, İstanbul’da karnaval denilce akla ilk gelen Tatavla olmuştur. Rumların 'Apokria' adını verdikleri ve bazen günlerce süren eğlenceleri, değişken takvime göre Şubat sonu veya Mart başında mutlaka pazartesi gününe rastlayan, İstanbulluların 'Baklahorani' de dedikleri 'Kathara Deftera' günü doruğuna ulaşır ve son bulurdu.
Karnaval eğlenceleri kimine göre, halkın yılın birkaç günü biraz taşkınlık yaparak rahatlamasını sağlayan masum bir eğlence; kimilerine göre ise dini ve toplumsal kuralları hiçe sayan bir felaketti.
Kathara Deftera günü Tatavla halkı kadar İstanbul’un öteki semtlerinden akın akın gelen Rumlar da Ararat, Panorama, Akropolis, Paris, Lemonia gibi meyhane ve gazinolarda gönüllerince eğlenirlerdi.
Maria Yordanidu, 'Loksandra' adlı kitabında Tatavla karnavalını şöyle anlatıyor:
"Büyük Perhiz’den önceki Baklahorani günü gelince İstanbul’un her köşesinden gelen Rumlar şarkılar ve türküler söyleyerek Tatavla’ya toplanırlardı. Genç kız grupları şarkılar söyler, çocuklar kayık salıncağında sallanır veya kordela ve bayraklarla süslü atlı karıncalara binerlerdi. Tatavla’nın delikanlıları ise İstanbul Rumlarına mahsus dans ve oyunları sergilerlerdi. Eğlence kıvamını bulmaya başlayınca, Barba Todori’nin laternasının neşeli nağmeleri ve o yılların moda şarkıları işitilirdi:
Büyükdere ve Tarabya; Tatavla ve Yeniköy
İstanbul’u güzelleştiren işte bu dört köy ".
Tatavla karnavalı I. Dünya savaşı yıllarında ara verildikten sonra tekrar başlamış, eski hızını kaybetse de II. Dünya savaşı yıllarına kadar sürmüştür.
Karnaval günleri, döneminde basında da yer almıştır:
"Dünkü bahar güneşi karnaval eğlencelerine güç verdi. Akarca Yokuşu’ndan ve Kurtuluş Caddesi’nden binlerce insan Tatavla’ya aktı. Pangaltı Katolik Mezarlığı’ndan Kurtuluş’taki Ayios Dimitrios Kilisesi’ne kadar yol kalabalıktan geçilmiyordu. Eğlencenin merkezi her zamanki gibi Ararat gazinosu civarıydı. Kilisenin önündeki meydan, oynanan kasap havaları ile panayır yerine dönerken, kilise duvarına dayanarak hatıra fotoğrafı çektirecek müşteri bekleyen seyyar fotoğrafçılar da iyi iş yaptılar."
(Apoyevmatini Gazetesi, İstanbul, 8 Mart 1938)
"Bu sene karnaval eğlenceleri hüzünlü bir hava içinde sona erdi. Dün akşamüstü Ayios Dimitrios Kilisesi’nin sağındaki geniş meydan hemen hemen boştu. Tramvaylar da çok az yolcu ile Kurtuluş Meydanı’na geliyorlardı. Ararat Gazinosu’nda ise karnaval eğlencelerinin 45 yıllık müşterisi Peralı öğretmen ile bol pudralı Eleniça bu yıl yoktular. Hiç kimse maske takmamıştı ve gazinoların müşterileri sayılıydı. Yaşanan tek canlılık Akarca Yokuşu, Köyiçi Ayios Athanasios Kilisesi’nin civarındaki evlere yapılan ahbap akraba ziyaretleriydi. Bu evlerin camları geleneksel olarak yine temizlikten parlamaktaydı. Kısacası dün karnaval yoktu. Karnaval artık anılarımızda kaldı".
(Apoyevmatini Gazetesi, İstanbul, 17 Şubat 1942)
SPOR FAALİYETLERİ
6 Nisan 1896’da Tatavla’da kurulan İraklis Jimnastik Kulübü, Osmanlı başkentinde kurulan ilk spor kulübü olarak tarihe geçmiştir. Kuruluşundan 10 yıl sonra, adından söz ettiren bir kulüp haline gelmiş ve 1906 yılında Atina’da yapılacak olan olimpiyatlara katılım için komite tarafından davet edilmiştir. Osmanlı Devleti, bu olimpiyatlara resmen katılmamakla birlikte Tatavla İraklis Kulübü’nden birkaç sporcunun kendi olanaklarıyla Atina’ya gidip oyunlara katılmasına izin vermiştir. Bu olimpiyatlarda, Osmanlı uyruklu ve Galatasaray Sultanisi öğrencisi olan Nikola Alibrandi’nin aletli jimnastik dalında hiç beklenmedik bir şekilde altın madalyayı kazanması bir anda ortalığın karışmasına neden olmuştur ve şeref direğine hangi bayrağın çekileceği konusunda iki ülke arasında diplomatik bir sorun yaratmıştır.
SOSYAL HAYAT
Tatavla 20. yüzyılın ilk yıllarında İstanbul’da Pera’dan sonra en kalabalık Rum nüfusu barındıran semt idi. Sultan II. Abdülhamit’in saltanatının 20. yüzyıla sarkan 7-8 yılı, Tatavla halkının da en fazla geliştiği ve oldukça rahat yaşadığı bir dönemdir.
Dönemin İstanbul’unda Rumca yayınlanan gazetelerden Tahidromos’a yansımış Tatavla haberlerinden bazıları şöyledir:
"Tatavlalı tanınmış mimar Yeorgios Limoncuoğlu, dün sevdiklerinin arasında bu dünyadan ayrıldı. Yaşı sekseni aşan Limoncuoğlu’nun ölümü Tatavla ve Evangelistrias semtinde büyük üzüntü yarattı."
Tahidromos, 14.2.1900
"Sultan II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılı kutlamalarına Tatavla halkı da büyük şenliklerle katılmıştır. Sabah Ayios Dimitrios Kilisesi’nde Tatavla’nın tüm dini ve cemaat liderlerinin katıldığı ve Padişah’ın sağlığına dua edilen bir şükran ayini yapılmıştır. Akşam olunca Tatavla, günlerce önceden hazırlanan havai fişeklerin atılması ile neşeli saatlar yaşamıştır (...) Daha sonra Fukaraperver Derneği’nin çok güzel bir şekilde süslenmiş olan tiyatro salonuna geçilmiş ve orada hazır bulunanların alkışları arasında 'Hamidiye' marşı dinlenilmiştir. Orkestranın konseri gece yarısına kadar sürmüş ve Tatavla’nın birçok tanınmış ailesinin katıldığı balo sabahın ilk saatlerine kadar devam etmiştir."
Tahidromos, 13,01,1901
"Bu akşam Tatavla’daki Fukaraperver Derneği’nin salonunda Bay Spanudis tarafından Kapalı Çarşı’yı konu alan ilginç bir konferans verilecektir."
Tahidromos, 29.11.1901
"Tatavla’nın pis sularını toplayacak olan kanalizasyon sisteminin yapımına Padişah’ın tahta çıkmasının yıldönümü olan 10 Ağustos günü başlanacaktır"
Tahidromos ,19.6.1903
"Tatavla Fukaraperver Derneği’nin, Rus Sefiri Ekselans Zinovief’in himayeleri altında örgütlemiş olduğu balo münasebeti ile Padişah hazretleri, derneğin hayırsever amaçları doğrultusunda kullanılmak üzere 25 Osmanlı Lirası bağışta bulunmuştur".
Tahidromos, 12.2.1904
"Önceki gün Tatavla’da meydana gelen tramvay kazası ile ilgili olarak daha etraflı bilgi temin edilmiştir. Hüseyin isimli yoğurtçunun öldüğü kaza, geçen Salı günü saat 18:40’da olmuştur. Tatavla’da son durakta beklemekte olan tramvayın vatmanı ışıklarını yakmak isterken dalgınlıkla freni boşa almıştır. Bunun üzerine tramvay hızla hareket edip raydan çıkmış ve metrelerce ötede bulunan D. Pandazidis’in ahşap evine çarpmıştır. Olaydan sonra şok geçiren Bay Pandazidis’in eşi Onorina tedavi altına alınmıştır. Bundan üç yıl kadar önce, Tatavla’da yine bir tramvay kazası ve raydan çıkan başka bir tramvay aynı ahşap eve çarparak zarara sebep olmuştur"
Apoyevmatini, 9.2.1928