Halit Refiğ Filmlerinde Aşk ve Ölüm Mekânları


Hazırlayanlar: Halit Refiğ, Neslihan Şık Glosset

Aşk ve ölüm...

Mimarlık Müzesi’nin bu sergisinde birbirinden ayrı düşünülemeyen bu iki kavram, farklı zamanlarda karşımıza çıkan farklı yüzleriyle; farklı mekânlarda büründükleri farklı çağrışımlarıyla ele alınıyor.

Halit Refiğ’in unutulmaz filmlerinden seçtiği görüntülerde aşk ve ölüm, bizi bazen İstanbul’a bakan bir terasta, bazen eski bir ahşap konakta, bazen bir kasaba meydanında ya da bir cezaevi avlusunda yakalıyor. Dar sokaklardan geçip bir meydana ulaştığımızda ya da karanlık koridorlardan bir avluya çıktığımızda her zaman ferahlamıyoruz; mutlu hayaller kurmamıza sebep olan modern bir ev farklı anlamlar yüklenebiliyor ya da eski bir ahşap konağa gönülden bağlanılabiliyor.

Çoğumuz duyularımızı, artık algımızı aşan kent ölçeğine alıştırmışken Halit Refiğ’in gözünden bakınca aşkın ve ölümün bir zamanı ve de mekânları olduğunu hatırlıyoruz: Hareketi anlatan sinemanın hareket ile algılanan mekânlarını.

İyi seyirler.

Konu ile ilgili bkz. Fatoş Adiloğlu, Sinemada Mimari Açılımlar: Halit Refiğ Filmleri, Es Yayınları, 2005, İstanbul

Ziyaretçi Defteri

Adınız Soyadınız:
e-mail :
Başlık:
Mesaj:



Gurbet Kuşları (1964)
Henüz gidip görmediğimiz kentler bile siluetleri, panoramik görüntüleri ya da önemli binaları ile yer ederler hafızamızda. Fotoğraflar ya da televizyon veya sinemadan edindiğimiz imgelerinin yanına, görüntülerin bizde uyandırdığı duygularla bu kentlere anlamlar yakıştırırız: gerçek imgeleriyle karşılaştığımızda karş...

Kırık Hayatlar (1965)
Eşikler sınır elemanlarıdır; bir yerden bir yere geçerken üzerinden atladığımız. Dış mekânı iç mekândan ayırırlar ya da kırsalı kentselden... Üstelik her zaman fiziksel de değildirler, soyut kavramları betimlemek için de kullanırız eşikleri. Yaklaştığımız her eşik, değişecek bir şeylerin işaretidir; atladığımız eşi...

Hanım (1989)
Mekânlarla kurduğumuz kişisel ilişkiler, mekânların manevi boyutunu ortaya çıkarır. Bu boyutu, mekânlara yüklediğimiz anlamlarla biçimlendiririz. Konutlar ise en çok ilişki kurulan, en fazla anlam yüklenen ve kimliğimizi en çok yansıttığımız mekânlardır. Olcay Hanım, yenik düştüğü hastalığı ile ölümü beklerken, y...

Vurun Kahpeye (1973)
Meydanlar insanların bir araya geldikleri aktivite alanlarıdır. Hangi binaların etrafında oluştukları ve ne amaçlarla kullanıldıklarına bakarak meydanlar üzerinden toplumsal yapıya ait ipuçlarını okuyabiliriz. Böyle bakınca, toplumun kültürünü, değerlerini ve inançlarını yansıttığı mekanlardır meydanlar. Hal...

Karılar Koğuşu (1989)
Gökyüzüne bakan kuşatılmış mekanlardır avlular. İçeriye göre dış, dışarıya göre içtir. Bazısı sokağa açılır ama hala mahremdir. Cezaevleri gibi içe dönük mekanlarda, ilişkilerin, umutların ve acıların tanığıdır. Karılar Koğuşu, Kemal Tahir’in aynı adlı eserinden uyarlanmıştır. İdeolojisi yüzünden hapse düşe...

1 2